SURİÇİ’NDE NELER OLUYOR?

Daha evvelden Arkitera’da Diyarbakır ile ilgili iyi gelişmeleri 2013’te sizlerle paylaşmıştık. Sonrasında Unesco Dünya Miras listesine gireli bir sene olmuşken Suriçi’nde herkesin malumu üzücü olaylar oldu. Terör olaylarında çıkan çatışmalar bittiğinde tescilli 595 tarihi yapının büyük bölümünün tahrip olduğu açıklandı. Ardından Kurul Kararı ile kamulaştırma kararı alındı. O dönemde yine alan ile bilgileri yine bir söyleşi ile sizlere ulaştırmıştık. Ve şu an bazı çalışmalar yapılırken aynı zamanda tartışmalar sürüyor. 7 bin yıllık tarihi olan Suriçi’nde çatışmalar öncesi durum barış sürecinin yarattığı olumlu sinerjiyle göz yaşartıcı denecek kadar iyiydi oysa. Restorasyonu tamamlanan tescilli yapılar birer birer halkın ve turizmin hizmetine açılmıştı. Şimdi ise bazı çalışmalar sürdürülüyor ama kamuoyu olarak durumu detayı ile bilmiyoruz. Çünkü şu an hâlâ çatışmaların olduğu alana giriş güvenlik sebebiyle yasak. Dolayısıyla yıkımların yaşandığı alanda şu anda neler yapılmakta olduğu tam yansıtılamıyor.

“SURİÇİ’NDE NELER OLUYOR?” okumaya devam et

YAPIYA BAKINCA İNSANI GÖRÜYORUZ

Salt ve Kalebodur işbirliği ile Mimarlık ve Tasarım Arşivi projesi kapsamında arşivi oluşturulmaya başlanan son isim Cengiz Bektaş oldu. 1960’lardan bu yana mimarlık ve edebiyat alanlarında üretim yapan, mimarlığa çok boyutlu katkılarıyla mesleğin gelişimine aracılık eden Cengiz Bektaş’ın arşivi Salt Araştırma kanalı ile halka açıldı.  Bir bölümü Ocak ayında SALT Araştırma’da erişime açılan arşiv, Bektaş’ın izniyle kapsamlı mimari çizim dosyalarını da içerecek şekilde sınıflandırılacak. Kendisi ile arşiv bağlamında eserleri üzerine konuşmam istendiğinde ustanın hayatının zaten pek çok kaynakta bulunabileceğini gördüm. Onun yerine gençliği ve günümüze dair konularda sohbet ettik…

  • Nasıl bu kadar çeşitli konuyla ilgilenip her şeye zaman ayırabiliyorsunuz? Mimarlık, kitap, şiir, çeviriler, çocuk kitapları, konuşmalar, bildiriler… Nasıl zaman buluyorsunuz bu kadar kitap yazmaya?

Evim ile işim arasında, özellikle İstanbul’da uzaklık olmadı. Ulaşımdan ötürü hiç süre yitirmedim. Son yıllar dışında günde ortalama 4-5 saat uyudum. En önemlisi hiç bir işi, iş diye yapmadım. Severek yaptım. Şu gördüğünüz raftaki betikler son üç yılın ürünleri. Dedim ya iş olarak yapmıyorum yaptıklarımı, mimarlığı da öyle yapmadım. İşimi de, bir insanın geçimini sağlayacak, ayaklarının üzerinde durabilecek,  başkasına gereksinim duymayacak şekilde yaptım. Bu da benim deneyimimde aşağı yukarı yaşamımım %40’ı idi.  Geri kalan %60’ı insanlaşmaya verdim. Yaklaşık 10 bini aşan betiğim var. Çoğu adıma “imzalı” betikler. Şimdi 2-3 binini kendime ayırıp, kalanını Denizli’li çocuklar için çalışan bir vakfın betikliğine bağışlıyorum. Dergilerimi de Mimarlar Odası’na…

“YAPIYA BAKINCA İNSANI GÖRÜYORUZ” okumaya devam et

DEĞİŞEN SERGİ MEKANLARI MİMARİSİ ÜZERİNE CEM SORGUÇ İLE SÖYLEŞİ

Eserle ile eserin sergileneceği yapı arasında bir gerilim olduğu söylenebilir. Hangisinin öne çıkacağı konusunu hep gündemdedir. Başarılı işleri ile tanınan mimar Cem Sorguç’a sergi mekanları bağlamında bu konuyu sorduk. Kendisi dünya genelinden örnekler vererek bir sergi mimarisinin nasıl olması gerektiğini anlattı.

  • Cem Bey, öncelikle size değişen sergi mekânını mimarisini sormak istiyorum. Bir sergi mimarisinde nelere dikkat edersiniz?

Sergileme mekânı tasarımının bahsini kabuk dahil bir mimari bütün olarak, yapı olarak mı, bir iç mekân kurgusu olarak mı yoksa mevcutlar içerisinde bir pasaj olarak mı açtığımız önemli. Her kapsamda sergilemelere pasif davranan bir kurgu ile mekân olarak kendini de gösteren, sergilenenlere kendini ilave eden bir anlayış olmak üzere iki farklı damardan bahsedilebilir. Bu ikincisini daha çok yapı ölçeğinde ve kabuğu ile sergilediği tavır olarak görüyoruz. Bulunduğu yerde, şehirde ayrıştırma, ikonlaştırma, işlevsel varlığı ile paralel mimari bir tezahürü olarak çehreleşmesi. Zaha Hadid’in Roma’daki Maxxi Müzesi buna iyi bir örnek ki Hadid mimarlığının genelinde olduğu gibi iç mekân ile paralel bir kurgusu var. Sanaa’nın Newyork Bowery’deki yapısı da yerinden sakinliği ile kopuyor ve mekânlarını işlevine rahat bırakıyor ki henüz görmedim ama Herzoug&deMeuron yeni sonlanan Tate binası da benzer izi taşıyor.  İç mekânların katı partisyonlardan oluştuğu Josep Lluís Sert’in Fondation Maeght’ı Renzo Piano’nun mükemmel Beyeler Müzesi ise başka bir yere tarifli, mekân mimari olarak da size mekânlarını ve detaylarını sunuyor bulunduğu kır ile arasında ilişkiyi açık tutuyor tıpkı Steven Holl’un Helsinki şehri ile müzesinin ilişkisi gibi. Lafın özü yeri, içi, duruşu, gayesi gibi nedenlerden dolayı muhtelif tavırlar kollanabilir. Ama sergilemeyi ve çeşitlemelerini sekteye uğratmaması önemli.

“DEĞİŞEN SERGİ MEKANLARI MİMARİSİ ÜZERİNE CEM SORGUÇ İLE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

3. TASARIM BİENALİ BAŞLIYOR

BİZ İNSAN MIYIZ?
Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştirilecek 3. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim’de kapılarını ücretsiz olarak ziyaretçilerine açıyor. “BİZ İNSAN MIYIZ? : Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığı altında “insan” ve “tasarım” arasındaki ilişkiye odaklanacak bienal 20 Kasım’a kadar devam edecek.

2 saniyeden geçtiğimiz 200.000 yıla kadar uzanan bir zaman dilimine yayılacak 3. İstanbul Tasarım Bienali’nde 13 ülkeden tasarımcı, mimar, sanatçı, tarihçi, arkeolog, nörolog ve bilim insanının 70’in üzerindeki projesi 5 farklı mekânda sergilenecek. 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin bu yılki sergi mekânları Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X İstanbul ve DEPO, Bomonti’de yer alan Alt sanat mekanı ve girişin müze biletiyle yapılacağı İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

“3. TASARIM BİENALİ BAŞLIYOR” okumaya devam et

Natura / Ocak – Şubat 2017

  • TABANLIOĞLU MİMARLIK İLE BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ RENOVASYON PROJESİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ
  • INTERVIEW WITH TABANLIOGLU ARCHITECTS ON BEYAZIT STATE LIBRARY RENOVATION PROJECT
  • AYVALIK BELEDİYESİ HALİL BAŞYAZGAN KÜÇÜKKÖY CUMHURİYET KÜLTÜR MERKEZİ / MTF PROJE
  • AYVALIK MUNICIPALITY OF TURKEY HALİL BAŞYAZGAN KÜÇÜKKÖY CULTURAL CENTER / MTF PROJECT
  • MAYORKA’DA DOĞAL TAŞLARLA ÖRÜLÜ BİR TENİS KULÜBÜ / GRAS ARQUITECTOS
  • NATURAL STONE TENNIS CLUB IN MALLORCA / GRAS ARQUITECTOS
  • ALTES VİLLALARI / YAZGAN TASARIM MİMARLIK
  • ALTES VILLAS / YAZGAN DESIGN ARCHITECTURE