GÖRKEM VOLKAN İLE PROJELERİ ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

Biz mimarlar bulunduğumuz coğrafyanın, ekonominin, kültürün birer ofsetiyiz, ofset mesafesi de bazı parametrelere göre artıp, azalabiliyor. Son 10 senedir dönüşen sadece İstanbul ya da ekonomi değil, neye dönüştüğümüzü ise yaşadığımız kente bakarak görebiliriz.

Son zamanlarda alışveriş merkezleri ve restaurantlar sosyal hayatın bir parçası haline geldiler. Alışveriş ve kafede toplanma kavramıyla başlayan bu sektör dünyada olduğu gibi ülkemizde hızla gelişti ve kabul gördü. Çoğu zaman sosyalleşmek için kullanılan bu merkezler; mağazaları, aydınlatması, iklimi, bitki örtüsü, gölleri, yolları, otoparkları, meydanları, eğlence birimleri, yemek alanları ile kent simülasyonu, hızlı yaşayan kentlinin bir araya toplandığı şehir mekanları oldular. Bu bağlamda; mimarisi de önem kazandı bu yapıların. Gerek kurgusu ile gerek lokasyonu ile pek çok parametreyi içinde barındıran sosyal mekanlar da ehli tarafından tasarlanıyor ve ilgili mimarın referansları arasında bu kriterler aranıyor. Bu konuları tartışmak üzere bu kapsamdaki güncel iki projesi üzerinden Görkem Volkan ile buluştuk. Kendi kurduğu Görkem Volkan Design Studio (GVDS) ile hem konsept hem uygulama projeleri üretiyor. Bize projeleri nasıl ele aldığını anlattı…

  • Başlarken okuyucularımızın sizi tanıması için bize biraz kendi hikayeniz, Görkem Volkan Design Studio’nun kuruluşu ve projelerinizden bahseder misiniz?

Mimarlık eğitimime sırasıyla New York Pratt Institute ve Yeditepe Üniversitesi’nde devam edip, 2004 yılında Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra Lübnan’da bulunan Nabil Gholam Architects’te çalıştım. Bu ofiste Katar ve Dubai’deki birçok karma yapının tasarım koordinatörlüğü görevini üstlendim. 2006 yılında GVDS’nin kuruluşundan bugüne kadar, çeşitli ölçeklerde mimari konsept geliştirmenin yanı sıra ağırlıklı olarak büyük ölçekli ticari ve konut alanlarının iç mimari tasarım ve uygulama projelerini üstlendik.

  • Genellikle ne tür projelerde yer alıyorsunuz?

GVDS farklı yapı tiplerinde ve ölçeklerde proje üretimi konusunda 12 yıllık tecrübeye sahip bir mimarlık ofisi, bahsettiğim yapı tipolojileri arasında AVM ve Yaşam Merkezleri, Konut Yapıları, Otel, Ofis  Mekanları ve daha küçük ölçekte ise Restaurant ve Özel Konut gibi farklı işlevlere yönelik yapılar bulunmaktadırlar. Güncel olarak yurtdışında AVM ve Konut içerikli karma yapıların mimari projelendirmesi üzerine, yurtiçinde çoklu Konut projesi ve zincir Restaurant Projeleri üzerine çalışmaktayız.

  • Son dönemde gündemde olan projeler tasarladınız. Mesela Vadi Polonez Grill, Watergarden ve Starcity AVM projeleriniz bildiğimiz göz önünde olan projeleriniz. Bize projelerinizi anlatır mısınız?

Mimari ve İç Mimari Proje üretiminde sektörün öncü ve önemli aktörleriyle çalışmaktayız. Son zamanlarda iş hacmimizin ağırlıklı bir kısmını mimari projeler oluşturmaktadır. Bu projeler arasında bizim için önemli olan iki projeden bahsetmek istiyorum, ilki yurtdışında çalıştığımız Jeddah Lines Projesi. Watergarden İstanbul Projesi bizim için önemli bir referans oldu, bu referansın etkisiyle yurtdışından önemli geri dönüşler aldık, bunlardan bir tanesi de Jeddah Lines AVM ve Konut Karma Yapısı. Yapı, Cidde’de 37.000m2’lik bir alan üzerine yayılı açık alan AVM, Konut ve bağımsız Restaurant gibi yapı tiplerini barındırmaktadır. Watergarden İstanbul projesinde Sayın Mehmet Ziylan’ın müthiş öngörüsü ile projenin kalbini oluşturan Show havuzunun bu projenin de çekim merkezi alanı olmasına katkı sağlayacağından eminim. Ek olarak bu yıl ki City Scape’te yer alacağımız iki projeden birinin Jeddah Lines olduğunu belirtmek isterim.

Grill Polonez Vadi İstanbul

Diğer proje ise bir rönevasyon projesi; Starcity Outlet Merkezi.Bildiğiniz gibi bir dönem yükselen talep ve ekonomi sayesinde AVM projeleri oldukça yoğunluk kazandı, fakat yeni mevzuatlar ile yeni emsal alanları kazanan mevcuttaki Starcity Outlet Merkezi için mimari ve iç mimari bir çalışma yapmak ofisimiz gibi sıfırdan proje üreten bir ofis için de bir ilk oldu. Mimari müellifi Enis Öncüoğlu olan yapı 2010 yılında açıldı. Yatırımcının değişmesi ile birlikte GVDS olarak mimari ve iç mimari projelendirme hizmetini verme imkanımız oldu. Proje hizmetinin içinde, zaman içinde değişen taleplere uygun yeni fonsksiyonları belirlemenin yanısıra; kazanılan emsallerin binaya açık/açılabilir teras alanları olarak kazandırılması, cephelerin tasarımı, ön ve arka giriş kotlarındaki meydanların tasarımı ve tüm Outlet Center’ın iç mimari projeleri bulunmaktadır. Burada tüm projenin gerçekleşmesini mümkün kılan ve yaptığımız tasarımı vizyonu ile hep bir adım öteye taşıyan yatırımcı grup Gençoğlu AVM Yatırımları’na da teşekkür etmek isterim.

Grill Polonez Vadi İstanbul
  • Bu projeler bağlamında veya genel olarak; Türkiye’de mimarlık ortamında nasıl bir süreç izleniyor?

Biz mimarlar bulunduğumuz coğrafyanın, ekonominin, kültürün birer ofsetiyiz, ofset mesafesi de bu saydığım parametrelere göre artıp, azalabiliyor. Son 10 senedir dönüşen sadece İstanbul ya da ekonomi değil, neye dönüştüğümüzü ise yaşadığımız kente bakarak görebiliriz. Bu konuda herkes kadar endişeliyim. Diğer yandan da tasarım algısı değişti, tasarım bir ihtiyaçtan çok pazarlanabilir – satılabilir- , hızlı tüketim ürününe dönüştü. Gazetelerde gördüğümüz gayrimenkul yatırımlarına ait görsel çorbanın içinde asla büyümeyecek olan ağaçlar, rüzgardan oturulamayacak balkonlar ya da günışığının hiç uğramayacağı odalar var. Yani  -gerçekliği arttırılmış- görseldeki çimende oyun oynayan mutlu çocuğu, mutlu edebilecek hiçbir parametre aslında gerçekte yok. Ama sanırım ki buradaki asıl sorun gerçek algısı, eskiden mutlak doğrunun olamayacağını tartışırken şimdi gerçeğin bile “yeterince” gerçek olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Bu işin bir kısmı, diğer yandan da teknolojinin yapı üretimine getirdiği kabiliyetlerin ehliyetini elimize almanın zaman gerektirdiği düşüncesindeyim, şu an daha çok eline Lightsaber geçmiş bir çocuk gibiyiz, ama bu konuda oldukça ümitliyim, gücümüzü anlayınca geriye sadece Aydınlık tarafı seçmek kalacak!

  • Özellikle AVM, Yeme/içme, Eğlence mekanlarının tasarımları nasıl bir spesifik bakış açısı istiyor size göre?

Alış Veriş merkezleri günümüzde salt bir alışveriş aktivitesi değil, sosyal karşılaşma/toplanma alanları olarak kentli yaşamın içinde yer aldılar. Bu durumun iyi ya da kötülüğünü tartışmaktansa mevcut durumu daha iyiye dönüştürmenin, bu yeni ihtiyacı doğru bir şekilde topluma faydalı hale dönüştürmenin yolunu bulmalıyız.  Her ne kadar çoğunluğu özel iştirak olsa da büyük ölçüde kamusal alan trafiğine sahiplik eden bu geniş alanlarda özellikle de genç nüfusun popülasyondaki yüzdesinin ağırlıklı olduğu bizim gibi ülkelerde teknolojinin de yardımı ile sosyal ihtiyaçlar sürekli olarak değişmektedir. Genel olarak bu değişime o projenin yapıldığı yılda açık olmanız gerektiği gibi gelecek yıllarda da farklı değişimlere karşı yapıyı ve işletmeyi hazırlamalısınız. Bunun dışında çoğunlukla büyük ölçekli alanları tasarlayan bir proje ofisi olarak, birçok farklı aktivite alanını kapsayan geniş ölçekli bir mekanlar bütününde bu alanların doğru fiziki ve altyapısal koordinasyonunun sağlanmasını, konsept bütünlüğünün/tutarlılığın korunmasını ve uzun vadeli işletmesel gereksinimlerin gözetilmesini oldukça önemsiyoruz.

  • Ne tür malzemeler tercih ediyorsunuz? Sizin son dönemde olmazsa olmaz diye tabir edeceğiniz ürünler neler? Mesela Vadi Polonez Grill, Watergarden ve Starcity AVM projelerinde hangi malzeme ve teknolojilere öncelik verdiniz?

Doğaya zarar vermeyen doğal malzemeleri kullanmaya gayret ediyoruz. Vadi Polonez Grill gibi daha küçük ölçekli projelerde kullanım trafiği yoğunluğu çok olsa da doğal malzeme kullanımını istediğimiz yüzdede tutabiliyoruz ama diğer büyük ölçekli projelerde teknolojinin izin verdiği fiziki ve de fiziki olmayan malzemeleri çoklukla kullanıyoruz.

  • Yenilikleri nasıl takip ediyorsunuz? Ve bu yenilikleri tasarımlarınıza nasıl entegre ediyorsunuz?

Sorudaki terminoloji oldukça doğru teşekkürler… “Yeni”yi takip ediyoruz fakat trendler konusunda hassas ve temkinli davranıyoruz. Malzeme konusundaki yenilikler, kabiliyetler tasarıma da yeni beceriler ve olasılıklar katabiliyor. Burada önemli olan dönemsel olmayan, sürdürülebilir tasarıma imkan verecek bir akımda kalabilmek. Tüm bu yeni gelişmeleri çoğunlukla Mimarlık ile ilişkili ama direkt bağı olmayan alanlarda aradığımı söyleyebilirim çünkü değişimi (yeniliği) sadece Mimari’ye indirgediğinizde çerçeveniz oldukça kısıtlı kalıyor.  Mimarinin diğer disiplinler ya da endüstriler ile arasındaki interaktif ilişki yeniliklerin de bu şekilde birbirine aktarılmasına izin veriyor.

  • İyi tasarım ile yapılan Mimarlık ve tasarımı destekleyen zanaatkarlık bir arada olunca ortaya çok iyi sonuçlar çıkıyor genellikle. Sizin de işlerinizde zanaatkarlık gerektiren incelikler görüyoruz. Nasıl ekipler ile çalışıyorsunuz? Bizzat siz mi denetliyorsunuz? Projelerinizin uygulama aşamasını da bize biraz anlatır mısınız?

Ölçekten bağımsız olarak, saha ve atölye kontrolünü yapmadığımız projelerin içinde olmamayı tercih ediyoruz. Sahada minimum sorun için bir önceki aşama olan Uygulama Projesi safhasının doğru bir şekilde bitirilmesi gerekiyor. GVDS Uygulanabilir Konsept Tasarım geliştirmede olduğu kadar Uygulama Projesi üretiminde de oldukça tecrübe kazanmış bir ofis, bunu gururla söyleyebilirim. Bahsettiğim gibi proje masadaki aktörlerin; Yatırımcı’nın, İşletmeci’nin, kullanıcının hassasiyetlerine optimum oranda uyum sağlayıp, bulunduğu fiziki ortamda, fiziki şartlara göre uygun bir şekilde tasarlandıysa, projecilik de iyi bir şeklide icra edildiyse, saha ortamındaki sorunlar ancak halledilebilir gündelik sorunlar olarak süreçte yerini alıyor.Tüm kontrollerin bir kısmında ben muhakkak yer alıyorum, bunun dışında ofisimizde her proje için bir saha kontrol sorumlusu oluyor tabii ki.

  • Proje görsellerinizi incelediğimde belli bir çizginiz olduğu görülüyor. İşveren istekleri mi yoksa izlediğiniz belirli bir gelenek üzerine mi çıkıyor projeleriniz? İzlediğiniz bir külliyat var mıdır?

Mimarlık eğitimi öncesi Restorasyon okudum ve bu eğitim geleneksel yapı teknikleri, yapı malzemeleri ile ilgili müthiş bir bilgi birikimine sahip olmamı sağladı. Restorasyon eğitimi  mekan-insan ilişkisinin, çağlar içinde nasıl evrildiğini, dönüşme şartlarını, içinde bulunduğu imkan, teknoloji, fiziksel şartlar ile -çoğunlukla şartları geliştirerek- katman katman nasıl ilerlediğini ve mekan algısının insan ölçeği üzerinden okunabilmesini öğretti. Bu eğitimi aldığım için çok şanslıyım.  Sonrasında yurtdışı tecrübesi ise global mimari ile iletişime geçmemi sağladı. Şu anki projelerimizin %60’ı yurtdışında bulunuyor ve bu eğitim, çalışma hayatı boyunca edindiğim tecrübe ve ilişkiler sayesinde gerçekleşti.

Tüm bu tecrübeler sonucunda bir çizginiz oluşması kaçınılmaz, fakat beni bu terimde rahatsız eden bir şey var,  bir çizginin olması bir vaat gibi, verilmiş kesin bir söz…

Halbuki biz ofis olarak gerek eğitimler gerek ise geziler ile kendi kabiliyetlerimize yatırım yaparak, gelişiyoruz, büyüyoruz… Dolayısı ile bir çizgi olduğu gerçek fakat bu çizgi kabiliyetleri global yenilikler ile sürekli gelişen, ilerleyen, büyüyen bir çizgi demem daha doğru olur.

Röportaj ve soruların içeriği için çok teşekkür ederim.

Yayımlayan