MURAT TABANLIOĞLU İLE ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

ÇAĞDAŞ SANAT FUARI “CI” BU YIL TABANLIOĞLU MİMARLIK TASARIMINA EMANET

Her yıl Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde düzenlenen Çağdaş Sanat Fuarı bu yıl Parkta Sanat teması ile Maçka Parkı’na bağlanıyor. Bu sene diğer yıllardan farklı olarak sergi tasarımı, sanat ile olan yakın ilişkisi ile tanıdığımız usta mimari grup Tabanlıoğlu Mimarlık’a emanet. CI 2017’nin iç mekan tasarımı -özellikle açık havada yer alan- kamusal alanlara vurguyla, bir kent parkı çeşitlemesi olacak. Ancak özellikle üzerinde durdukları konu kesinlikle bir park temsili ya da  taklidi olmadan, özgün bir anlayışla gerçekleştirilecek olması. Galerilerin yer aldığı sergi mekanının “tasarı bir topoğrafya”ya dönüştürülmesi, aynı zamanda yerel kaynakları ve ihtiyaçları vurgulamayı amaçlanıyor.

Yapay olarak düzenlenmiş bu iç mekan, aynı zamanda, etkinlik sırasında açık havada heykellerin sergileneceği sergi merkezine bitişik Park’ın bir uzantısı olarak ele alınarak; halihazırda İstanbul’un nadide ve değerli yeşil mekanlarından biri olan, Maçka Parkı’na bağlanıyor. Böylelikle ortak kullanılan yeşil alanların, yaşayanlarda huzur üretecek şekilde, farklılıklar arasındaki etkileşimi sağlıklı hale getirmesi ve sanatın özgürleştirici potansiyelini teşvik ederek yaratıcı üretim kanalları oluşturması hedefleniyor.

İç mekân ile dış alan arasındaki uyum, galeriler arasında kalan boş alanları ve sergi ünitelerini birbirine bağlayan yollarda vücut bulması amaçlanıyor. Tüm alanı kaplayan yeşil zeminin kesintisiz bir uzantısı olarak, farklılaşan boyut ve yüksekliklerde üretilen geometrik formlar, özellikle oturma ve dinlenme amacına hizmet edecek şekilde, çok amaçlı kullanılmak üzere tasarlanıyor. Bu alanda, doğada olduğu gibi bir süreklilik sağlanıyor, ancak tasarım, insan yapımı steril bir ortam kurulduğu ifadesini özellikle taşıyor. 

Gerçek, yaşayan bir parkın temsili olmaktan uzak dursa da, malzeme kullanımı tercihi, çevre dostu bir yaklaşımla, mümkün olan en yüksek geri dönüştürülebilirlik kriterinde yapılıyor. Yine bu niyetle, etkinliğin sona ermesini takiben, kullanılan malzemenin (suni çim/ yeşillik), spor ve eğlence amaçlı kullanılmak üzere yakındaki okullara bağışlanmak suretiyle, yeniden ve uzun ömürlü değerlendirilmesi hedefleniyor.

CI 2017 fuar sergileme detayları ile ilgili konuları Murat Tabanlıoğlu ile konuştum…

Okuyucularımızı bilgilendirmek için öncelikle sormak istiyorum; 2017 Contemporary İstanbul fuarında üstlendiğiniz görev tam olarak nedir?

Fuarda sergilenecek sanat eserleri ve küratoryel içeriğinden bağımsız olarak; bu geniş alanda, sergileme ve izleme kolaylığı sağlayacak bir yerleşim planı tasarladık.

Tasarım detaylarını geçmeden evvel süreç nasıl gelişti, konu size nasıl ulaştı? 

Bu yıl 12.edisyonu gerçekleşecek olan, geçen senelerden farklı olarak Kasım ayı yerine 15. İstanbul Bienali ve diğer birçok sanat etkinliğiyle eş zamanlı olarak 14-17 Eylül tarihleri arasında, yine her yıl olduğu gibi İstanbul Kongre Merkezi ve İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda izleyicisiyle buluşacak CI Fuarının düzenleyicisi Ali Güreli arkadaşımız. Bu vesile ile bana ulaştılar.

Peki CI fuar alanı için nasıl bir tasarım oluşturmak istediniz? Nasıl bir sergileme düşünüyorsunuz? Bir izlek var mıdır? Genel bir değerlendirmenizi duymak isteriz…

Ali Güreli ve Kamiar Maleki (CI Fuar Direktörü) ile yaptığımız ilk toplantıdan itibaren ortak görüşümüz olarak, uluslararası sanatçı ve eserlerini ağarlayacak  bu mekâna İstanbul’a, sergini gerçekleşeceği “yer”e dair bir his kazandırmak arzusu vurgulandı.

İç mekân ile dış alan arasındaki ahenk, galeriler arasında kalan boş alanları ve sergi ünitelerini birbirine bağlayan yollarda fizikselleşerek ifade ediliyor; tüm alanı kaplayan yeşil zeminin kesintisiz bir uzantısı olarak, farklılaşan boyut ve yüksekliklerde üretilen geometrik formlar, özellikle oturma ve dinlenme amacına hizmet edecek şekilde, çok amaçlı kullanılmak üzere tasarlanıyor. Bu alanda, doğada olduğu gibi bir  süreklilik sağlanıyor, ancak tasarım, insan yapımı steril bir ortam kurulduğu ifadesini özellikle taşıyor.

Söz konusu mimari tasarımda neden kamusal alana bir vurgu söz konusu? İç ve dış mekânlarda nasıl bir anlayışla hareket edilecek?

Ortak kullanılan yeşil alanlar – ne kadar fazla insana açılırsa o kadar çok – yaşayanlarda huzur üretecek, farklılıklar arasındaki etkileşimi sağlıklı hale getirilecek ve sanatın özgürleştirici potansiyelini teşvik ederek yaratıcı üretim kanalları oluşturacaktır.

Yapay olarak düzenlenmiş sergi iç mekânı, aynı zamanda, etkinlik sırasında açık havada heykellerin sergileneceği sergi merkezine bitişik Park’ın bir uzantısı olarak ele alınıyor; hem iç-dış ilişkisinde bir devamlılık sağlanıyor hem de Maçka Parkı bağlantısıyla güncel ve reel bir kent ilişkisi kuruluyor.

Geçmiş yıllara göre farkı nedir bu fuarın? Galerilerin sergileme alanlarında geçtiğimiz yıllara göre ne kadar değişim söz konusu olacak? 

Sanat, ilişkilerden ve doğadan, sosyal hayattan beslenen sanatçının ifadesini zihinde ve hayalinde yeniden üretimi. Tasarımda mekâna da bezer yaklaştık.  CI 2017’nin iç mekan tasarımı – özellikle açık havada yer alan- kamusal alanlara vurguyla, bir kent parkı çeşitlemesi olarak, ancak kesinlikle bir park temsili ya da taklidi olmadan, özgün bir anlayışla gerçekleştiriliyor. Galerilerin yer aldığı sergi mekânının “tasarı bir topoğrafya”ya dönüştürülmesi, aynı zamanda yerel kaynakları ve ihtiyaçları vurgulamayı amaçlıyor.

İç mekân tasarımınız anladığımız kadarıyla fuarın hemen bitişiğindeki Sanatçılar Parkı’nda gerçekleşecek açık hava heykel sergisi ile tamamlanacak. Bu sergiyle fuar mekânı arasındaki ilişkiye dair neler söyleyebilirsiniz?

Dış mekân, bağlantılarıyla, hali hazırda bu imkânı tanıyor. Küratörlüğünü Prof. Hasan Bülent Kahraman üstlendiği  Beşinci Element heykel sergisi  fuar alanına bitişik Sanatçılar Parkı’nın bir uzantısı olarak da ele alınıyor.

“Özellikle açık havada yer alan -kamusal alanlara vurguyla, bir kent parkı çeşitlemesi olarak, ancak kesinlikle bir park temsili ya da taklidi olmadan, özgün bir anlayış” üzerinde duruluyor. Söz konusu sergi fikri nasıl doğdu? Neden özellikle “yeşil ve kent parkı” temaları seçildi?

İstanbul’un doğal, sosyal ve estetik değerlerinden biri olan Maçka Parkına yakınlığı bu temanın yüzeye çıkmasında ister istemez etkin oldu. Yeşil ve sanat, özellikle kent yaşamında varoluşumuzu destekleyen ögeler, bir arada olmaları, en azından ilham verici olmak bağlamında, anlamlı.

Beşinci Element heykel sergisinin gerçekleşeceğini söylediniz parkta.  Biraz bilgi verir misiniz bu konuda?

Beşinci Element heykel sergisi.  Hasan Bülent Kahraman’ın ifadesiyle: ‘Beşinci Element toprağa, havaya, suya, ateşe ve insana, çağlar ötesinden gelen ve madde ve zaman ötesine geçen, devam eden serüvenle bir yüzleşme: bir hesaplaşma! Ve hepsinin ötesinde: madde ve düş gücü!’

İstanbul’da bir park alanında ilk defa gerçekleşecek olan çağdaş heykel sergisinin katılımcı sanatçı listesinde ise Erdağ Aksel, Fabian Marcaccio, Genco Gülan, Günnur Özsoy, Jan Fabre, Jannis Kounellis, Johan Tahon, Magdelena Abakanowicz, Osman Dinç , Tony Cragg, Wim Delovoie ve Yaşam Şaşmazer bulunuyor.

Dünyada veya ülkemizde daha evvelden beğendiğiniz; mimari ile sanatın bir müze veya sanat galerisi dışında çağdaş sanat fuarı için çalışma haline ve bu bağlamda sanat sokağı veya sanat parkı örnek var mıdır?

Birçok örnek var yurt dışında, ilk aklıma gelen İngiliz sanatçı Tony Cragg’in Wuppertal, Almanya’daki heykel bahçesi.

Sanat ile yakından ilgilenen bir mimar olduğunuzu biliyoruz. Koleksiyonerlik ve Bienal küratörlüğü bildiğimiz bir kaç yönünüz… Fuar tasarımından bağımsız olarak mimarlık ve sanat ilişkiniz üzerine okuyucularımız için neler söylemek istersiniz?

Mimari tasarımlarımızda sanatla entegrasyona açık olmanın ötesinde projelerin başından itibaren sanatçılarla işbirliği yapmayı işverene benimsetmek konusunda da oldukça ısrarcıyız. Mütevazi bir koleksiyonun yanı sıra, özellikle genç sanatçıları teşvik etmeye özen gösterdiğim sergilerde birlikte çalışmanın karşılıklı etkileşimine inanıyorum.

Park Sanat
Park Sanat

Yayımlayan