SURİÇİ’NDE NELER OLUYOR?

Daha evvelden Arkitera’da Diyarbakır ile ilgili iyi gelişmeleri 2013’te sizlerle paylaşmıştık. Sonrasında Unesco Dünya Miras listesine gireli bir sene olmuşken Suriçi’nde herkesin malumu üzücü olaylar oldu. Terör olaylarında çıkan çatışmalar bittiğinde tescilli 595 tarihi yapının büyük bölümünün tahrip olduğu açıklandı. Ardından Kurul Kararı ile kamulaştırma kararı alındı. O dönemde yine alan ile bilgileri yine bir söyleşi ile sizlere ulaştırmıştık. Ve şu an bazı çalışmalar yapılırken aynı zamanda tartışmalar sürüyor. 7 bin yıllık tarihi olan Suriçi’nde çatışmalar öncesi durum barış sürecinin yarattığı olumlu sinerjiyle göz yaşartıcı denecek kadar iyiydi oysa. Restorasyonu tamamlanan tescilli yapılar birer birer halkın ve turizmin hizmetine açılmıştı. Şimdi ise bazı çalışmalar sürdürülüyor ama kamuoyu olarak durumu detayı ile bilmiyoruz. Çünkü şu an hâlâ çatışmaların olduğu alana giriş güvenlik sebebiyle yasak. Dolayısıyla yıkımların yaşandığı alanda şu anda neler yapılmakta olduğu tam yansıtılamıyor.

Birçok emek ile Unesco Dünya Kültür Mirası listesine giren bölgenin bu duruma gelmesi üzücü. Yıkılan tarihi kent Suriçi yenileme projeleri üzerine alanda çalışmaları yürüten ve kentsel tasarım rehberi hazırlayan Yöre Mimarlık’ın kurucuları Yrd. Doç. Dr. Nurçin Çelik ve Mine Lök Beyaz ile durumu anlayabilmek için buluştuk. Alanı bana gezdirirken şehre gönül verdiklerini gördüm. Birisi kadim mimarlık bilgileri ile akademik tecrübesini sahaya aktararak aylarca sahada adım adım gezerek her yapıyı en ince detayına kadar kağıda dökmüş; diğeri hem memleketinin Diyarbakır olması hem de uzunca bir süre o bölgedeki politik geçmişi sebebi ile ev ev sokak sokak gezdiği için halkı tanımasının avantajını mimarlığında kullanmış; birlikte ortaya iyi projeler koymuşlar. Diyarbakır’a has ev tipolojilerini sokak ölçeğinde plan, kesit, görünüşleri, detaylarına kadar verdikleri kentsel tasarım rehberinin hazırlanmasına vesile olmuşlar. Umarım layığıyla uygulanır bu projeler çünkü şu anda bu tasarım rehberi baz alınarak çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Kendilerine Suriçi ile ilgili yıllardır süren çalışmaları ve şu anki durumunu sordum. Çatışmaların olduğu kısım ve 2012 yılında yapılan koruma amaçlı imar planı esas alınarak Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri ile tampon bölgesi olan Suriçi ve Dicle Vadisi bütünündeki alanın iyileştirilmesine dönük pek çok eylem planı hazırlanmıştı. Bu planın durumu hakkında bilgi aldım. Okuyacağınız söyleşi tamamen mimari kriterler baz alınarak kente dair iyiliklerin paylaşılmasını varsa alınacak bir önlem duyulmasını ve dahası 7 bin yıllık tarihi olan kesintisiz yaşamın sürdüğü dünyadaki sayılı sur kentlerinden olan Diyarbakır’a bir vefa niyeti ile yapılmıştır…

Uzun bir süredir kent ile ilgili sürdürülen projeler var. Ayrıca bölgenin Unesco listesine giriş dönemi var. Arada çatışmalar dolayısıyla yapılan çalışmalar kesintiye uğradı. Hatta restore edilen kısımların tahrip olduğu bir süreç de geçirildi maalesef. Ama şu anda Saray kapısından girilerek Sur’lara ulaşılan Fiskaya, Hz.Süleyman Türbesi, St.George Kilisesi, Arkeoloji Müzesi ve parkı kapsayan Kale içi restorasyonu tamamlanarak halkın kullanımına açıldı. Biraz okuyucularımıza Diyarbakır’ı ve uzun yıllardır süren süreci anlatarak başlamanızı rica ediyorum.

Mezopotamya’nın kalbi Diyarbakır, Diyarbakır’ın kalbi Suriçi’dir. Diyarbakır Surları ve Suriçi bu anlamda büyük önem taşır. Benim rahmetli babam gibi Diyarbakır’a sevdalı herkesin hayali, Diyarbakır Surları ve Suriçi’nin bütün tarihi ve kültürel dokusuyla ortaya çıkması ve hak ettiği konuma kavuşmasıdır. Diyarbakır bu anlamda gizli bir hazine. 2015’de yaşanan terör olaylarına gelmeden önce, aslında şehirde daha önce başlayan ve devam eden projelerden bahsetmek gerekli.

Diyarbakır Surları, binlerce yıllık tarihi ve kültürel geçmişi, mimari dokusu, insanların içinde yaşayarak günümüze geldiği 10-12 m yüksekliği, 5 bin 700 metre uzunluğu, 82 burcu, bazalt taşının ruha büründüğü, muhteşem yazıt, kitabe ve işlemeleri, mimarlık tarihi açısından çok önemli bir yere sahip, dört yöne açılan şehir kapılarıyla dünyada tek ve eşsizdir. Diyarbakır Surları, dünyanın en büyük Açık Hava Yazıtlar Müzesi aynı zamanda. Surların kuzeyinde yer alan İçkale’de yerleşim Amida Höyüğü ile M.Ö. 6000 yılına gidiyor. Artuklu Sarayı, İç Kale’de yer alıyor. İçkale, 8 bin yıl Diyarbakır’ın yönetim merkezi oldu. Diyarbakır Surları 186 hektarlık bir alanı çevreliyor ve bu alan Suriçi olarak adlandırılıyor.

Kentsel Sit Alanı içerisinde; 155 adet 1. Grup (Anıtsal Yapı), 450 adet 2. Grup (Sivil Mimarlık Örneği Yapı) olmak üzere toplamda 605 adet tescilli yapı bulunuyor. Camileri, kiliseleri, medreseleri, hanları, hamamları, konakları, çeşmeleri, sokakları, havuzları, avluları ile geçmişten günümüze bir yansıma Suriçi. Dört Ayaklı Minare dünyada tek. Mimar Sinan’ın beş camisi burada. Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra 5. Harem-i Şerif, Diyarbekir Ulu Camii’dir.

1980’li yıllarda başlayan göçle birlikte Diyarbakır Suriçi, eski kent merkezlerinde sık sık karşılaştığımız, çarpık ve bozuk yapılaşmayla kent dokusu tahrip olmuş ve gecekondulaşmaya maruz kalmış. Yedi-sekiz kat verilen imar izinleriyle maalesef betonlaşma ve yöresel mimari kaygısı gözetmeyen çirkin bir yapılaşma ortaya çıkmış. Yapılan yer altı çarşıları Diyarbakırlılar tarafından asla kabul görmemiş. Diyarbakır gibi güzel bir şehirde kim yerin altına inmek ister?

Diyarbakır Suriçi’nde birçok proje, birçok kurum tarafından eş zamanlı yürütüldü. 2004 yılında İçkale’den Jitem çıkartılarak, buradaki yapılar restore edildi, çevre düzenlemesi yapıldı ve 2015’te açılarak Diyarbakır Müzesi buraya taşındı. 12 bin 400 yıllık tarihi ile 31 bin 500 esere sahip Diyarbakır Müzesi sık sık ziyaret edilen bir müze. Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü kurularak İçkale’de hizmet vermeye başladı. Yine, görenleri eşsiz kubbesiyle kendisine hayran bırakan, M.S. 3. yüzyıldan kalmış olan St George Kilisesi bugün sanat galerisi olarak işlevlendirildi.

İçkale’de bulunan Hz. Süleyman Camii Restorasyonu 2011 de tamamlandı. 639’da İslamiyeti kabul eden Diyarbakır’da şehit düşen Halid Bin Velid’in oğlu olan Süleyman, Hz. Süleyman Camii’nde 27 sahabeyle birlikte yatıyor. Eser muhteşem minaresi ve mimari yapısıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Diyarbakırlılar bilir, perşembe öğleden sonra iğne atsanız yere düşmez ve bugün binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Yine 2009’da başlayan, Hz. Süleyman Camii önü İçkale peyzaj düzenlemesi 2017’de tamamlanarak, dünyanın dört bir tarafından gelenlerin ziyaretine açıldı.

Daha önce burada hüküm süren sağlıksız kötü yapılaşma tamamen ortadan kaldırıldı, İçkale bütün ihtişamıyla ortaya çıktı. İşte Suriçi’nde yapılan çalışmalar sonucunda; aynen İçkale’de olduğu gibi tarihi ve kültürel doku ortaya çıkacak, halkımız huzurla yaşayacak ve dünyanın dört bir yanından insanlar ziyarete gelecek. Diyarbakır dışında, Türkiye’de yaşayan 2.5 milyon Diyarbakırlı koşa koşa gelerek memleket hasretini giderecek.

Diyarbakır Surları ve Suriçi Bölgesi çarpık ve sağlıksız yapılaşmadan arındırılarak, tarihi dokusunun ön plana çıkarılması ve yaşatılarak korunması amacıyla 6306 sayılı yasa çıkar çıkmaz 22 Ekim 2012 tarih ve 2012/3900 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Tarihi dokuda kültürel değeri olan konut stokunun korunması da dahil olmak üzere, koruma eksenli kentsel dönüşüm yaklaşımı benimsendi. Diyarbakır’ın Tarihi Suriçi Kentsel Dönüşüm Projesi ile binlerce yıllık tarihi Diyarbakır Surları Açık Hava Müzesi olarak hayat bulacak. Bu proje Diyarbakır’ın taşlarında hayat bulan, binlerce yıldır yaşayan medeniyetlerin ve tarihin tüm dünyayla buluşmasını sağlayacak, Diyarbakır’ı hak ettiği yere taşıyacak aslında.

2002’de UNESCO Dünya Geçici Kültür Mirası Listesi’nde olan Diyarbakır Surları, cumhurbaşkanımızın 2011’de verdiği talimatla, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından UNESCO’ya müracaat etmek üzere, sıralamada en öne alındı ve kentin bütün dinamikleriyle birlikte çalışılarak UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne, “Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı” ismiyle tescillenerek 4 Temmuz 2015’de girmeye hak kazandı. Suriçi’nde bulunan yapılar bu listede değil. Suriçi Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı imar Planı 2012’de hazırlandı.

  • Bize biraz Suriçi’nin şu anki durumunu anlatabilir misiniz?

Diyarbakır Suriçi’nde 2015’te başlayan terör olayları,103 gün süren operasyonlar sonucu 9 Mart 2016 tarihinde tamamen bastırıldı, Diyarbakır’a ve tüm Türkiye’ye tarif edilemez acılar yaşattı. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı, Cevat Paşa, Fatih Paşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde vatandaşların tamamına yakını evlerini terk etti. Terör olaylarının bastırılmasıyla bir taraftan terör mağduru halkın yaraları sarılırken bir taraftan alanda hasar-tespit çalışmaları başladı. Kurşunlu Cami, diğer adıyla Fatih Paşa Camii oldukça büyük zarar gördü. İnsanlar kendi evine ne olduğuna bakmadan önce Kurşunlu Cami’ne koşarak gözyaşı döktü. Tarihi doku ve tescilli yapılar zarar gördü. Diyarbakır Suriçi’nde yaşanan bu acıların ardından, tüm kurumlar, kendi alanında çalışmalarına başladı. Kurşunlu Cami’nin yanan ahşap minberini geri getirmek mümkün değildi, ancak Kurşunlu Cami ayaktaydı. Bütün kurumlar camileri, kiliseleri, hanları, hamamları rölöve-restorasyon ve restitüsyon projeleriyle yeniden restore etmeye başladı ve bu alanda hummalı bir çalışma devam ediyor. Gazi Caddesi ve Melik Ahmet Caddesi’nde sokak sağlıklaştırma ve Ulu Cami meydan düzenlemesi tamamlanarak, tarihi şehir dokusunda ticaretin yeniden canlanması sağlandı. Hz. Süleyman Camii önündeki sağlıksız dokunun yıkımı ve kaldırılmasıyla ve binlerce insanın ziyaretiyle şehir nefes aldı.

  • Çatışmaların olduğu kısım tam olarak neresiydi? Suriçi’nin hangi bölümünü kapsıyor?

Terör olayları sonucu ortaya çıkan çatışmalar, Suriçi’nin, Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde yaşandı. Yani Suriçi’nin Gazi Caddesi ile İçkale-Yenikapı-Mardin Kapı‘yı birleştiren surlar arasında kalan alan diye de ifade edebiliriz. Söz  konusu alan Gazi Paşa Caddesi’nin doğusunda yer alıyor.

  • Yıkımların yaşandığı alanda şu an yapılmakta olan çalışmalar neler?

Terör olaylarının hemen arkasından çatı kurum Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın koordinasyon ve denetiminde pek çok kurum eşzamanlı olarak alanda çalışmaya başladı. Yıkımların ardından enkazın kaldırılması ve hasar tespit çalışmaları öncelikliydi. Buradaki tahribatın derecesini ve alana ilk girdiğimizde karşılaştığımız manzarayı tarif edebilmek mümkün değil. Bu kadar özel ve kıymetli  bir alanın terörle tahrip edilmesi herhalde terörün doğrudan medeniyetle hesaplaşması olsa gerek.

Tarihi Kentsel Sit Alanı’nda çalışmaya başlamadan içinde bulunulan durumun doğru ve tam olarak tespit edilmesi gerekiyordu. Konuya bütüncül yaklaşılmalı; Diyarbakır gibi önemli bir kentte yöresel mimari ve geleneksel dokuya uygun ve saygılı çalışma yapmak gerekiyordu. Biz  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müellifi olarak alanda çalışıyoruz.

Sürecin başlangıcında var olan iki temel olgu, terör yıkımlarıyla tahrip olmuş büyük bir kentsel sit alanı parçası; bu yıkımları öngörme ihtimali olmayan ama buradaki yapılaşmanın temel anayasası olan Koruma Amaçlı İmar Planı. Diyarbakır Suriçi kentsel sit alanı bir kentin belki de 50 yılda yaşamayacağı yıkımı terör nedeniyle altı aydan daha kısa sürede yaşandı. Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanırken, plan onaylandıktan hemen üç yıl sonra böyle bir yıkımın gerçekleşeceğinin öngörülmesi imkansız olmalı.  Dolayısıyla planın mevcut haliyle yıkım sonrasına yönelik plan kararlarının olmaması son derece doğal. Suriçi’nde 2012 yılında onaylanan Koruma Amaçlı İmar Planı’nın genel ilke ve esaslarına bağlı kalınarak plan değişikliği yapılmış ve Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da onaylanmıştı. Bunun ardından Suriçi’nin tamamı için kentsel tasarım projesi hazırlandı. Alanın değerlerinin ortaya çıkarılması ve geleceğe yönelik işlev kararlarının verildiği bir İşletme Planı ve Diyarbakır Suriçi Kentsel Sit Alanı içinde faaliyet gösterecek tüm tasarımcılara rehber olması amacıyla Diyarbakır Suriçi Kentsel Tasarım Rehberi hazırlandı. Bu üç temel çalışma alanda faaliyet gösteren tüm tasarım ekiplerinin ortak paydası oldu ve farklı farklı ekipler çalışmasına rağmen ortak tasarım gerçekleştirildi. Bu arada yıkımların ardından anıtsal yapıların eşik kotları yerinde tekrar ölçülerek Suriçi’nde orijinal zemin kotlarının değişmemesi sağlandı. Bu alanda çalışmanın zorluğu açık. Suriçi’nin sahip olduğu değerler, Koruma Amaçlı İmar Planı ve Plan Hükümleri, Suriçi Kentsel Tasarımı, İşletme Planı ve Diyarbakır Suriçi Kentsel Tasarım Rehberi, biz de dahil olmak üzere alanda çalışan tüm tasarım ekiplerinin temel kaynağı oldu.

  • 7 bin yıllık kesintisiz yaşamın olduğu sur kentinde bir bölümde yaşam durdu ve maalesef yıkımlar da oldu. Suriçi’ndeki yapı envanteri hakkında biraz bilgi verir misiniz? Tescilli kaç yapı var ve kaçı ayakta bugün? Nasıl yenilenebilecekler?

Suriçi’nde bulunan 605 tescilli eserin 352’si terör olaylarının yoğun yaşandığı altı mahallede bulunuyor. Bunların 84’ü anıtsal ve 268’i sivil mimari yapı. Yine bu anıtsal yapılardan Hasırlı Camii, 26 sivil mimari eser tamamen yıkıldı. Diğer tarihi tescilli eserlerden Kurşunlu Camii, Keldani Kilisesi, Kilise (yıkımlardan önce Yavuz Selim İlköğretim okulu olarak kullanılıyordu), Ermeni Katolik Kilisesi ağır hasarlı olarak tespit edildi. Özdemiroğlu Osman Paşa Türbesi, Arap Şeyh Cami ve çeşme, Kavas-ı Sağir Camii, Şeyh Mutahhar Camii, Ermeni Surp Gragos Kilisesi, Protestan Süryani Kilisesi, Paşa Hamamı, Çardaklı Hamamı orta hasarlı, diğer yapılarımız ise hasarsız ve az hasarlı olarak tespit edildi. Zarar gören anıtsal tescilli yapılar mülkiyet durumlarına göre Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı tarafından rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanarak, restorasyon uygulamaları yapılıyor. Terörden zarar gören tescilli evlerin rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri ve uygulamaları da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gerçekleştiriliyor.

  • Bir yerin yıkılmış bir kısmı restore edilip tekrar yapılabilir ama tamamı yıkılan bölgeler için nasıl bir izlek oluşturulabilir sizce? Tarihte örneği var mıdır?

İster tek yapı ister çevre ölçeğinde olsun korumaya yönelik çalışmalarda zaten tüm kurum ve proje ekiplerinin uymakla yükümlü olduğu kanunlar ve bizim de kabul ettiğimiz uluslararası koruma kuralları ve yöntemleri var. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 660 sayılı ilke kararına göre tamamen yıkılmış tescilli bir yapının aslına uygun olarak rekonstrüksiyonunun yapılması zorunludur.

Tescilli, tescilsiz yapılardan oluşan bir kent parçasının veya kentin çeşitli nedenlerle büyük tahribat ve yıkıma uğradığı örnekler, tarihi boyunca pek çok medeniyetin başına geldi. Ama yakın geçmişten örnek vermek gerekirse II. Dünya Savaşı sırasında pek çok Avrupa kenti Varşova, Berlin, Köln Londra, ağır bombardımana maruz kalan Stalingrad (günümüzdeki adıyla Petersburg), büyük yıkıma uğradı. Tabii Nagazaki ve Hiroşima da tamamen yıkılıp yok edilen iki önemli kent. Daha yakın tarihlere gelirsek terör nedeniyle yıkıma uğrayan ve hemen arkasından aslına uygun olarak yeniden inşa edilen Beyrut örnek olarak verilebilir.

Diyarbakır’da terör olayları nedeniyle yıkama uğrayan Suriçi’nde başlatılan imar faaliyetlerinde temel nokta yenileme sürecinde aslına uygunluğun temel alınması. Buna göre kentin yıkımlardan önceki sokak ağları ve dokusu olduğu gibi muhafaza ediliyor. Tescilli eserlerin restorasyonu ve rekonstrüksiyonunun nasıl yapılacağı konusu zaten koruma yasaları ve Diyarbakır Koruma Bölge Kurulu’nun onaylarıyla gerçekleşiyor. Terör olaylarıyla yıkılan, tamamen boşalan tescilsiz parsellerde, terörden önce de, alanın dokusunu bozan yüksek betonarme yapılarla gecekondu yapılaşmasını da temizleyerek; Diyarbakır’ın geleneksel mimari yapısını referans olan ama kopyalamayan, replikasını üretmeyen özgün bir mimari doku oluşturulacak.

  • Alandaki mimarlık ekipleri sizin hazırladığınız kentsel tasarım rehberine göre çalışmalar yapıyor bildiğimiz kadarıyla. Biraz bu çalışmanızdan bahsedebilir misiniz? Suriçi’ndeki Diyarbakır’a has ev tipolojilerini sokak sokak plan, kesit, görünüşleri, detaylarına kadar vermişsiniz. Bu nasıl ortaya çıktı, hangi kaynaklardan faydalandınız?

Yıkım alanının büyüklüğü, yaraların bir an önce sarılması zorunluluğu nedeniyle çalışmaların hız kazanması için alanda birden fazla ekip ve kurum bir arada çalışıyor, tüm faaliyetler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetiminde yapılıyor. Özellikle alanda proje çalışmaları yürüten ekiplerin alana ilişkin bir dil birliğinin oluşması, özgün mimari dokunun gerçekleştirilebilmesi için zorunlu.

Diyarbakır Suriçi Kentsel Sit Alanı içinde faaliyet gösterecek tüm tasarımcılara rehber olması amacıyla Suriçi Kentsel Tasarım Rehberi hazırlandı. Tasarım Rehberi hazırlanırken, Eski Suriçi’nden günümüze kalan, sivil mimarlık örneği geleneksel evlerden yararlanıldı. Bir kısmı harap durumda olan bu yapıların, yapı yüzleri (cepheleri), dolu-boş oranları; kapı, pencere biçimleri ve ebatları, çıkma biçimleri ve detayları referans olarak alındı. Amaç Suriçi’nde yeni yapılacak binaların, günümüze ulaşabilen geleneksel Diyarbakır evlerinin bire bir biçimsel kopyalarının değil, bu yapılara özgün karakterini veren oranlarının ve bugün halâ geçerliğini koruyabilen detaylarının yeni yapılar için rehber olmasını sağlamaktı. Bu amaçla söz konusu sivil mimarlık örneği olan yapılar yerlerinde incelenip gerekli ölçümler ve çizimler yapılarak, ilgili kurumların arşivlerindeki yazılı, çizili, görsel veriler toplanarak, bölgeye ilişkin plan, cephe, kapı ve pencere tipolojileri çıkarıldı. Yine aynı şekilde bu yapılardan yararlanılarak çıkma detayları hazırlandı.Bir bölgenin veya kentin kendine özgü karakterini ortaya koyacak önemli göstergelerden biri, oraya özgü dominant renk gruplarıdır. Kentte var olan, ağırlıklı bölümü geleneksel yapılarda kullanılan ahşap ve yöresel malzeme olan bazalt taşının renginden oluşan doğal malzemenin ve yoğun olarak kullanılan mevcut boyaların renkleri dikkate alınarak Suriçi’nin renk paleti oluşturuldu. Diyarbakır Suriçi yapılarında kullanılan temel yapı malzemesi gözenekli (dişi taş) bazalt taşıdır. Bu palette yer alan renkler, yapılacak yeni yapıların da kentin doğal renk paletini bozmadan biçimlenmesini sağlayacak.Kentsel Sit Alanı içinde sokak tabelası, aydınlatma elemanları, park ve bahçeler için ayrı oturma elemanı, kent meydanları ve binalar için tabelalar, çiçeklikler, çöp kutuları, rögar kapağı ve detayları Suriçi için özel olarak tasarlandı. Uygulama sırasında söz konusu mobilyaların imalatında bu detaylar kullanılacak.

  • Şu anda yürütülen çalışmalar belediye tarafından yapılan 2012 tarihli koruma amaçlı imar planı dahilinde mi yapılıyor? Yoksa koruma amaçlı imar planı kent dokusunun korunmasına dönük olarak revize edildi mi? Şayet öyleyse nereleri revize edildi? Hangi kısımları yeni kararlardan oluşuyor?

Şu anda Suriçi’nde yürütülen tüm çalışmalar 2012 yılında Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan Koruma Amaçlı İmar Planı ve Plan Hükümleri’ne göre yürütülüyor. İmar Planları, Koruma Amaçlı İmar Planları kentin en az 40-50 yıl sonrası göz önüne alınarak hazırlanır. Hatta bu sürecin daha uzun olması gerektiğine dair söylemler de vardır. Diyarbakır Suriçi kentsel sit alanı, bir kentin belki de 50 yılda yaşamayacağı yıkımı terörle altı aydan daha kısa sürede yaşadı. Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanırken, plan onaylandıktan hemen üç yıl sonra böyle bir yıkımın gerçekleşeceğinin öngörülmesi imkansız olmalı. Dolayısıyla planın mevcut haliyle yıkım sonrasına yönelik plan kararlarının olmaması son derece doğal. Suriçi’nde 2012 yılında onaylanan Koruma Amaçlı İmar Planı’nın genel ilke ve esaslarına bağlı kalınarak plan değişikliği yapıldı ve Diyarbakır Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından da onaylandı. Buna göre Suriçi’nde Melik Ahmet Caddesi’nin devamlılığını sağlayacak ana bir arter, Yenikapı Caddesi açıldı. Aslında Diyarbakır’ın eski haritalarında görülen bu cadde Melik Ahmet Caddesi’nin devamı olacak şekilde bir ana artere dönüştürüldü. Günümüzde alanın en önemli ticaret aksını oluşturan Gazi  Caddesi ve  Melik Ahmet Caddesi ile Yenikapı Caddesi de kentin ticari yaşamında önemli bir yere sahip olacak. Çatışmalar sonrası güvenliğe yönelik hizmet alanları ve yollar tasarlandı, yeni ulaşım aksları oluşturuldu.

  • Yıkılan bölgede 44 evin hızlıca projelendirilip uygulandığını biliyoruz. Sonucun tatmin edici olmanın ötesinde kötü olduğunu söyleyebiliriz. Yeniden yapılacak yerlerin bu şekilde olmaması için bir önlem alınabiliniyor mu?

Terör olayları sonucu yıkılan bölgede ilk etapla inşa edilen evlerin tatmin edici olmaması aslında sürpriz bir durum değil. Avluların çok dar, evlere ait avluların diğer evler tarafından izlenebilir olması, yapıların oranlarının geleneksel Diyarbakır evlerinden farklı olması vs. sıkıntılar, bu yapılar için hazırlanan projelerin ve uygulamanın, 2012 yılında kabul edilen Koruma Amaçlı imar Planı’na uygun yapılmasından kaynaklanıyor. Planda verilen kitlelere sadık kalınarak tasarım yapıldı. Alanda zaman içinde parsellerin çeşitli sebeplerle küçültülmüş olması, planlama yapılırken tesis kadastrosunun dikkate alınmaması ve küçük parsellerde çözüme gidilmesi zorunluluğu, yapılan çalışmaların sonucunu doğrudan etkiledi. Yeni yapılan alanlarda bu problemlerin yaşanmaması için tüm Suriçi’ni kapsayan Kentsel Tasarım Projesi hazırladık.

  • Hocam verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Sonuçta, bu alana ilk giren mimari ekip olarak henüz alanda güvenlik bile tam olarak sağlanmamışken, her an, her taraftan çıkabilecek bombaların içinde alan çalışması yaptık. Suriçi’nde yapılacak tüm çalışmaların bütüncül bir tasarım anlayışıyla yapılabilmesi ancak ana kriterlerin belirlenmesiyle gerçekleştirilebilirdi. Hazırlamış olduğumuz kentsel tasarım, işletme planı ve Diyarbakır Suriçi Kentsel Tasarım Rehberi ile Suriçi’ni eski ihtişamlı günlerine kavuşturacak ana hedefler de belirlenmiş oldu.

Küpeli Kapı’dan itibaren İç Kale’nin güneyinden başlayan proje alanımızda tarihi dokuyu ortaya çıkarıp, aynı zamanda kentsel yenilemede bu zengin mirasa saygılı, taklit olamayan ama günümüzün konfor koşullarını da sağlayacak, özgün yapılar tasarlayıp uygulamak temel hedefimiz oldu. Geleneksel Diyarbakır Evleri, yaşam dokusu ve yörenin en önemli yapı malzemesi olan bazalt taşı ile hayat buluyor ve yapıların mekansal kurgusu incelendiğinde avlunun vazgeçilmez bir öğe olduğu anlaşılıyor. Bunlar tasarımda bizim de temel öğelerimiz oldu. Gelenekseli taklit etmeden ama doku ve oranları koruyarak, çağın konfor koşullarını sağlayacak bir yaşam çevresi tasarlamak ana ilkemiz oldu.

Alanın işlev şeması oluşturulurken Diyarbakır’ın geçmişte var olup, bugün unutulmaya yüz tutmuş değerlerini ortaya çıkarmaya çalıştık. Bu amaçla Diyarbakır geleneksel el sanatları içinde önemli bir yer tutan çiniciliği yeniden canlandıracak, içerisinde atölyesi de bulunan bir çini müzesi tasarladık. Eskiden Nasuh Paşa Camii’nin arkasında bulunan, günümüze ulaşamamış eski çini atölyeleri bizim için önemli bir veri kaynağı oldu.

Özellikle kadın istihdamını gerçekleştirecek projeler üreterek, bunların mekansal karşılığı olan ticari birimler üzerinde çalıştık. Özellikle Diyarbakır Mutfağı çıkış noktamız oldu.

Yenikapı Caddesi’nin kuzey ve güneyinde yer alacak ticari birimler bölgenin hem ekonomik yaşamına ciddi katkı sağlayacak, hem de yeni bir cazibe alanı oluşturacak.

Kısaca yapılan çalışmaları tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse; yakın dönemde büyük yıkım ve acıya sahne olmuş Suriçi’ni sahip olduğu eşsiz değerleriyle yeniden ayağa kaldırmak, canlandırmak ve eski ihtişamına kavuşturmak temel gayemiz.

Bir yanıt yazın