VENEDİK MİMARLIK BİENALİ ÜZERİNE MİMAR GÖRÜŞLERİ

Venedik Mimarlık Bienali’ne Türkiye’den katılım anlamında kısa bir geçmişe sahibiz. Bireysel katılımlar dışında, Türk Pavyonu olarak katılım ise bu yıl ikinci defa olacak. Dünyanın mimarlık bilgisinin içinde ülkenin mimarlık bilgisinin nasıl bir yeri olduğunu anlamak; global bilgiye katacak bir şeyimizin ya da global bilgiden alacak bir şeyimizin olup olmadığını görmek için önemli belki de bu bienale katılım. Bienal temaları başlı başına bir tartışma konusu oluyor. Bienal temaları mimarlık aktarma biçimine dönüşüyor bir bakıma. Tüm tartışmalardan azade farklı disiplinlerden mimarlara Venedik Mimarlık Bienali ile genel görüşlerini aşağıdaki maddeler bağlamında sorduk, kendi hislerini paylaşmalarını istedik.

“VENEDİK MİMARLIK BİENALİ ÜZERİNE MİMAR GÖRÜŞLERİ” okumaya devam et

TEĞET MİMARLIK İLE YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT MERKEZİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Teğet Mimarlık tarafından tasarlanan ve geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Yapı Kredi Kültür Sanat binası Beyoğlu Galatasaray Meydanı’na açılan cephesi ile ziyaretçilerini selamlıyor

İstiklal Caddesi, geçmişindeki çöküş-yükseliş dönemlerini de akılda tutularak; 20. yüzyıl başından günümüze dek nitelikli yapıların dokuduğu, hala ve yeniden içerik üretebilecek bir “kent parçası.” Uzunluğu iki kilometreyi bulan, yer yer eni on beş metreye dek daralan bu kanyon, içindeki binlerce insanın devinimiyle özgün bir mekân deneyimi sunuyor. Bu, dar cephelerine karşılık arka sokaklara uzanan bina derinliklerinin imkân verdiği fakat üst katlara çıktıkça tenhalaşan, caddeyle bağı kopan ve dolayısıyla zemin kata hapsolan bir deneyim. Galatasaray Meydanı’nı tutan Yapı Kredi Kültür Sanat (YKKS), tam bu noktada önem kazanıyor. Tünel ve Taksim Meydanları arasında kıvrılarak uzanan İstiklal Caddesi’nin dar kesiti bu yapının önüne gelince açılıyor; meydan binayı, bina meydanı kuruyor. YKKS, zemine hapsolan deneyimi, meydandan binaya aktarıyor; bir başka deyişle bina meydanın devamı haline geliyor.

“TEĞET MİMARLIK İLE YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT MERKEZİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

DARZANA PROJE EKİBİ İLE SÖYLEŞİ

Darzanà: İki Tersane, Bir Vasıta

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın girişimi ve 21 destekçinin katkılarıyla Türkiye, 2014 yılından itibaren Venedik Bienali’nde uzun süreli bir mekâna sahip oldu. Yirmi yıllığına ülkemize tahsis edilen bu mekân sayesinde Türkiye Pavyonu, 2014 yılında ilk kez Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nde yer aldı. Dünyanın önemli mimarlık etkinliklerinden sayılan Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisinin 15’incisi, Alejandro Aravena küratörlüğünde “Cepheden Bildirmek” (Reporting from the Front) teması ile 28 Mayıs – 27 Kasım 2016 tarihleri arasında izlenebilecek. Türkiye Pavyonu adına katılacak “Darzana” projesinin ekibi ile projenin yapım süreci bittikten sonra bir araya geldik ve projeye ait detayları konuşma imkanı bulduk. İstanbul ve Venedik tersaneleri arasında bir bağ kuran proje başlığını, Akdeniz’e özgü melez bir sözcük olan Darzanà’dan alıyor. İki şehrin ortak noktaları üzerinden ‘su’ya bir sınır çekilemeyeceğini anlatmaya çalışan Türkiye Pavyonu’nun hikayesini küratör Feride Çiçekoğlu ve proje ekibinden Namık Erkal,  Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar’dan dinledik.

“DARZANA PROJE EKİBİ İLE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

MURAT TABANLIOĞLU İLE ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

ÇAĞDAŞ SANAT FUARI “CI” BU YIL TABANLIOĞLU MİMARLIK TASARIMINA EMANET

Her yıl Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde düzenlenen Çağdaş Sanat Fuarı bu yıl Parkta Sanat teması ile Maçka Parkı’na bağlanıyor. Bu sene diğer yıllardan farklı olarak sergi tasarımı, sanat ile olan yakın ilişkisi ile tanıdığımız usta mimari grup Tabanlıoğlu Mimarlık’a emanet. CI 2017’nin iç mekan tasarımı -özellikle açık havada yer alan- kamusal alanlara vurguyla, bir kent parkı çeşitlemesi olacak. Ancak özellikle üzerinde durdukları konu kesinlikle bir park temsili ya da  taklidi olmadan, özgün bir anlayışla gerçekleştirilecek olması. Galerilerin yer aldığı sergi mekanının “tasarı bir topoğrafya”ya dönüştürülmesi, aynı zamanda yerel kaynakları ve ihtiyaçları vurgulamayı amaçlanıyor.

“MURAT TABANLIOĞLU İLE ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

TABANLIOĞLU MİMARLIK ORTAKLARINDAN MELKAN GÜRSEL İLE GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BERLİN’DE YAPILAN DÜNYA MİMARLIK FESTİVALİ’NDE ÖDÜL ALAN BEYAZIT KÜTÜPHANESİ PROJELERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

1884’te “Kütüphane-i Umum-i Osmani” adıyla kurulan, İstanbul’un en köklü ve önemli kütüphanelerinden Beyazıt Devlet Kütüphanesi son dönemde yenilendi. 14. yüzyılda inşa edilmiş Beyazıt Camii Külliyesi’nin bir parçası olan ve şu anda kütüphane olarak kullanılan yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarına ek olarak modern bir kütüphane olarak yeniden işlevlendirilme işi Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından gerçekleştirildi. Çağdaş standartların sağlandığı kütüphane nadir kitapların saklanması ve sergilenmesine olanak sağlayacak bir altyapıyla düzenlenmenin yanı sıra çeşitli kültürel faaliyetlere ev sahipli yapacak mekânların kazanılması esas alınarak kentsel bir çekim merkezi olacak şekilde düzenlendi. Aynı zamanda bu proje ile Beyazıt Meydanı’nın yeniden bir şehir meydanı olma vasfını geri kazanılmasına öncülük etmesi hedeflendi. Geçtiğimiz günlerde Berlin’de yapılan Dünya Mimarlık Festivali’nde projesi tamamlanmış yapılar kategorisinde ödül alan proje ile ilgili ayrıntıları Tabanlıoğlu Mimarlık adına Melkan Gürsel ile konuştuk…

“TABANLIOĞLU MİMARLIK ORTAKLARINDAN MELKAN GÜRSEL İLE GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BERLİN’DE YAPILAN DÜNYA MİMARLIK FESTİVALİ’NDE ÖDÜL ALAN BEYAZIT KÜTÜPHANESİ PROJELERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

ARÇELİK SPONSORLUĞUNDAKİ DÖNGÜLER SERGİSİ ÜZERİNE SEMA TOPALOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Bu projeyle ne yapmak istediniz?

Burada benim beklentim mekânda fark yaratabilecek dingin malzeme ve formları kullanarak, sonrasında benim sanatçı tavrım yani duygusal tarafım ile bunları yorumlayarak kullanıcıya daha yeni deneyimler sunmak idi. Yenilikçi bir tavırla deneysel bir sahne hazırlamak gerçekten önemliydi. Bu proje, deneysel mekânlar için dokunası yüzeyler yaratma sürecinde çocukça yeni bir heyecandı.

“ARÇELİK SPONSORLUĞUNDAKİ DÖNGÜLER SERGİSİ ÜZERİNE SEMA TOPALOĞLU İLE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

ŞEHİRDEKİ YENİ SANAT GALERİLERİ ÜZERİNE SANJA JURCA AVCI VE SELÇUK AVCI İLE SÖYLEŞİ

Usta mimar Selçuk Avcı’yı Türkiye’de yaptığı başarılı işler ile tanıyoruz.  Ancak Avcı Architects Türkiye tecrübesinden önce İngiltere başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde de iyi mimarlıklar üretmiş bir büro. Sanja Jurca Avcı ise Avrupa ve son yıllarda Türkiye’de olmak üzere pek çok farklı şehirde sergi tasarımları yapıyor.  Selçuk Avcı (SA) ve Sanja Jurca Avcı (SJA) ile Türkiye ve Avrupa’da değişen sergi mekânlarının mimarisi bağlamında görüşlerini aldığımız bir söyleşi gerçekleştirdik…

“ŞEHİRDEKİ YENİ SANAT GALERİLERİ ÜZERİNE SANJA JURCA AVCI VE SELÇUK AVCI İLE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

SANATÇI SEYHUN TOPUZ İLE SÖYLEŞİ

ÜÇGEN, KARE, DAİRE FORMLARINDAN, BURUŞTURULMUŞ KAĞITLARA…

Heykel sanatının önde gelen temsilcilerinden Sanatçı Seyhun Topuz 14.kişisel sergisi ile 3 Kasım itibariyle İstanbul Galeri Nev’de sanatseverler ile buluşuyor. Her zaman kendisinin eserlerini tanımamızı sağlayan netliği var Seyhun Topuz’un.  Yuvarlak, kare, üçgen formları, bildiğimiz kırmızı, sarı, mavi ana renklerdeki çalışmaları ile hafızamıza kazınan bir tarzı var. Her zaman kendini tekrar ederek geliştiren ama her defasında kendi yenisini yaratan bir tutumu var. Bilinen formlarını, bilinen renklerinde her seferinde yenilikler ile sunuyor bize. Gördüğümüzde yeni bir eser ve yeni bir seri olduğunu anlıyor ama Seyhun Topuz’un işlerinin bir devamı niteliğinde olduğunu da hemen kestirebiliyoruz. Bir çeşit imza gibi…

“SANATÇI SEYHUN TOPUZ İLE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

PROFESÖR UĞUR TANYELİ İLE VENEDİK MİMARLIK BİENALİNİN MİMARLIK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

  • Venedik Mimarlık Bienali’nin Mimarlık tarihindeki yerini/önemini sorarak başlamak istiyorum.

Ben Venedik konusuna mimarlık bienaliyle başlamasam daha iyi olur, çünkü Venedik Sanat Bienali de daha ilk tesis edilişinden beri mimarlığa hep yer verdi. İki biçimde yer verdi: Birincisi, orada sergilenenler yalnız sanat yapıtları olmadı, mimarlıkla ilgili sergiler de daima oldu. İkincisi, bienalin pavyonları da mimarlık açısından daha başlangıçtan itibaren kendi sözlerini söylediler. Pek çok ülke kendisine önemli mimarları eliyle pavyon tasarlattı. Avusturya Pavyonu Josef Hoffmann’ın, Holanda Pavyonu Rietveld’in, Finlandiya Pavyonu Aalto’nun, İskandinav Ülkeleri Pavyonu Sverre Fehn’in, ana yapının bir kesimi Carlo Scarpa’nın tasarımıydı. Ancak, mimarlık tarihi açısından 1980’deki ilk Mimarlık Bienali, “La Presenza del Passato”, hepsinden daha önemli bir rol oynadı ve etkili oldu. Porthogesi’nin küratörlüğünde düzenlendi ve o sırada yeni yeni palazlanan Postmodern tarihselci tutumlara geniş bir kamusallaşma fırsatı verdi. Sonraki iki onyılın en önemli kişilikleri orada ilk çarpıcı toplu çıkışlarını yaptılar. Bence ardından yapılan hiçbir mimarlık bienali onun kadar ilginç ve ses getirici olmadı. Bu da doğal. Bienalin başarısını sadece küratörün fikirlerinin parlaklığı tanımlamıyor. Bir bienalin veya serginin önemli olması için, o sırada radikal bir iddianın, bir karşı çıkışın, bir tür mücadelenin gündemde olması ve bir mimari tavrın da kendisine gözükmek ve propaganda için mecra araması gerekiyor. 1980’de Postmodernizm böyleydi. 1928’de Stuttgart’ta Weissenhof sergi sitesi Modernizm için aynı imkanı sundu. Çünkü ortamı Modernizm-Karşı Modern kavgası meşgul ediyordu. Weissenhof kavganın o sıralardaki kazanan tarafının ürünü olarak dünyayı salladı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Werkbund sergileri böyle devrimsel ürünler sunarak büyük tarihsel önem kazandılar. Benzer biçimde, 1924’te Paris’te Exposition des Arts Decoratifs, ortamın Art Deco’nun egemenliğinde olduğu sırada Le Corbusier’nin çok aykırı Esprit Nouveau Pavyonu için bir sansasyon mekanı oldu. Genelin içinde o kadar istisnaiydi ki, başlı başına bir tarihsel dönemeç gibi gözüktü.

“PROFESÖR UĞUR TANYELİ İLE VENEDİK MİMARLIK BİENALİNİN MİMARLIK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ” okumaya devam et

PROFESÖR UĞUR TANYELİ İLE ÇAĞDAŞ TÜRK MİMARLIĞI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Son dönemde başta mimarlık âlemi olmak üzere kamuoyunu çok meşgul eden yapılar oldu; Akıllara ilk gelenleri AKM, TBMM Camii ve İller Bankası yapıları. Üçü için de yıkım kararı var. Elbette AKM’nin durumu farklı; yıkılıp aynı cephe ile genişletilerek yeniden yapılacak ve bu ay Tabanlıoğlu ile yaptığımız sözyleşide detaylıca yer vermiş olduk. Daha evvelden de TBMM Camii ve İller Bankası ile ilgili uzman görüşlerini tarihçeleri ile vermiştik. Çağdaş Türk Mimarlık örneklerinin öncülerinden olan bu yapılar ve beraberindeki kült yapılar gündemden düşmüyor. Her siyasi çıkışın sonunda yeni bir yatırım projesinden bahsedildiği ve ekonominin lokomotifinin inşaat olduğu ülkemizde, mimarlığın aslında ne denli önemli olduğu aslında hep geri plana atılıyor. Aslında gelinen noktada Çağdaş Türk Mimarlığı’nın öneminin az vurgulandığı aşikar. Bu bağlamda konuyu mimarlık tarihi konusunda uzman Prof.Uğur Tanyeli ile konuştuk. Çağdaş Türk Mimarlığı denilince akla hangi mimarların ve hangi yapıların gelebileceğini tarihleri ile birlikte güncel bilgiler vererek kendi bakış açısı ile anlattı.

“PROFESÖR UĞUR TANYELİ İLE ÇAĞDAŞ TÜRK MİMARLIĞI ÜZERİNE SÖYLEŞİ” okumaya devam et